top of page

KEDİLER VE KÖPEKLER

  • 26 Mar 2024
  • 3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 15 Şub

İnsanın İnsana Nefreti 

İnsanın insana olan nefreti, hayatın farklı karelerinde sıklıkla gözlemlenir. Yürürken sevgi saçılan sokak kedilerinin yanında, çöpten kâğıt toplayan türdeş çocuklar görünmez olur. Farkına varılan nadir zamanlarda ise mideleri bulandırırlar. Kapalı hangarların içerisinde hormonlarla şişirilen, üretim fabrikalarından sofralara getirilen ötekilerin tüketiminde hayvan sevgisi unutulur. Her sabah civcivleri tavada kızartarak yiyen hayvan hakları savunucularının gözleri, beslenirken kör olur. İnsana yapılan ayrımın farklı bir versiyonu, türcülükle kendini ele verir. Mesele hayvan hakları değildir. Bazı hayvanların haklarıdır. Irkçılık ve türcülük, ikiz kardeş gibidir.


Zihin İşgali

Türdeşlerinin dertleriyle ilgilenmek ve asıl suçluları bulmak yerine bambaşka dünyalara yönlendirilen zihinler, hayvanların yaşam hakkının ancak insan yaşamına verilen değerle kurulacak bir dünyada savunulabileceğini fark edemezler. Sistemin kıymet verdiği tek şey paradır. Eğer kazanç varsa; hayvanlar, insanlar, ağaçlar ve yaşayan her şey yok edilir. Hayvan haklarını korumak insanı savunmaktan, insanı savunmak ise sisteme karşı durmaktan geçer. 


Özçekim 

Kedilerin insan arzularının oyuncağı haline dönüştürülerek evcilleştirilmesine hayvanseverlik adı verilir. Bu insanlar yalnızca kendi evcil hayvanlarını değil, sokakta başıboş kalmış canlıları da gözetirler. Onlara yiyecek ve su vererek, saf iyiliği açığa çıkartırlar. İşin aslı bu gözetmenin kişisel tatminden başka bir nedeni yoktur. Kısa süreli faaliyetler sayesinde, kişinin üzerine düşen sorumluluk ortadan kalkar. Popüler olan hayvan haklarının sağladığı imkânlarla oluşturulan kulüp etkinliklerinde ise toplu tatminler yaşanır. Sokaktaki bir dilenciye para vermekten farkı olmayan bu davranışın hayvanseverlikle ilgisi yoktur.  


Zengin Köpekler

Köpeklerin davranışları, yaşadıkları çevre ile doğru orantılıdır. Orta ve üzeri ekonomik gelire sahip bölgelerde yaşayan köpekler, genellikle sakin ve agresyon göstermeyen karakterlere sahiptir. Bu bölgelerde yaşayan insanların eğitim seviyeleri ve ekonomik düzeyleri, hayvanlara karşı daha sevecen davranışlar sergilemelerini sağlar. Köpeklerin sık sık beslenmesi ve nazik davranışlar sayesinde sokak hayvanları, insanlara karşı saldırgan bir tavır göstermez. Yemek yedikleri eli ısırmaları için bir sebep yoktur. Zenginler ise yaşadıkları villa, rezidans ve saray tipi evlerin etkisiyle, sokak hayvanlarına hemen hemen hiç rastlamazlar.


Yoksul Köpekler 

Ekonomik geliri düşük mahallelerde yaşayan insanlar, kendilerini doyurmakta bile zorlanırlar. Dolayısıyla köpeklere gereken ilgi ve bakımı gösteremezler. Eğitime ve medeniyete erişimleri kısıtlı olan yoksulların, hayvanlara davranışları da bu durumdan etkilenecektir. Köpekler, açlık ve kötü muamele nedeniyle daha saldırgan hale gelirler. Sokak hayvanları, insanlardan gördükleri şiddete karşı koymak için türlü savunma mekanizmaları geliştirirler.


Kısırlaştırma 

Kısırlaştırma uygulaması özünde hayvanları sakatlamaktan başka bir şey değildir. Sokak hayvanlarına cinsel korunma yöntemleri öğretilemeyeceği için doğum kontrolü sağlanamaz. Hedeflenen sonuç hayvanları sakin tutarak, insana ayak uydurmaları için en iyi adaptasyonun sağlanmasıdır. Kısırlaştırmanın birçok zararı olmasına karşın sadece yararlarının sayılması, bilinçli bir manipülasyondur. Sayfalarca yazılan yararlar listesi, insana uygulandığında da benzer sonuçlar verebilir. Ancak bu yöntem insanlar arasında uygulandığında büyük bir zulüm olarak görülecektir. Canlıların doğuştan sahip olduğu özellikler, keyfi kararlarla değiştirilemez.


Uyutma

Anlık çözümleri savunan mantığın yan ürünü olan uyutma, çözüm üretirken bile yeni sorunlar yaratacaktır. Hayvanların sokaklardan toplatılarak uyutulması, kendi türünü anlamsız nedenlerle öldüren ilkel insanlar için oldukça makul bir yoldur. Anlaşılması kolay, sorumluluk gerektirmeyen, özünde insanların yarattığı sorunları ortadan kaldıracak yöntemlerden oluşur.


Sokak

Sokak hayvanları ortalama yaşam sürelerinin yarısını dahi tamamlayamazlar. Bu hayvanlar aidiyet duygusundan yoksun, korku içerisinde, çetelerin savaşlarına maruz kalarak hastalıklarla ve kötü beslenmeyle mücadele ederler. Çöplerde bulunan yiyeceklerin besin değerleri oldukça düşüktür. Açlık vücutlarını güçsüz düşürerek zamanla bağışıklık sistemlerini çökertir. Aşırı sıcak veya soğuk hava koşullarına karşı korumasız kalırlar. İnsanların ilgisizliği zaman zaman şiddete dönüşür. Tekme, taş atma ya da zehirleme girişimleri, her an tetikte olmalarına neden olur.


Gelecek 

İnsan, kendisi dâhil hiçbir tür üzerinde sömürü ve baskı kurmamalıdır. Kendi elimizle yarattığımız bu sorun ancak evcil hayvan bakımının tamamen yasaklanmasıyla çözülebilir. İnsanlar hayvanları sömürme alışkanlıklarından vazgeçmeye zorlanacak ve tüm canlıların eşit yaşam hakkına sahip olduğu bilinci zihinlere yerleştirilecektir. İnsanların tahakkümüyle evrimleşen evcil hayvanlar, kendi yaşamlarını sürdüremeyecek noktaya gelmiştir. Geçiş sürecinde zorunlu sahiplendirme ve geçici kısırlaşmanın kullanılması, yumuşak geçiş koşullarını oluşturacaktır. Yeni düzenleme sayesinde hayvanların insan eliyle maruz kaldığı baskı ve sömürü sona erecek, yeni doğal denge ise bizzat insan eliyle sağlanacaktır.



 
 
bottom of page